Yazar

ibrahimkoyuncu40@hotmail.com

102 makale bulunmakatadır

55 YIL NÖBET TUTAN OSMANLI ASKERİ-1

07:47 - 8 Nisan 2021

+A

-A

Okunma: 520

     

                    Sevgili dostlar, 55 yıl nöbet olur mu? dediğinizi duyar gibi oluyorum.Emre mutlak itaat , vazife bilinci, Türklük gururu ve yüksek iman birleşince imkansız gibi görünen olayların gerçeğe dönüştüğünü biliyoruz.Bunlar sadece Türk askerine  has bir özelliktir.Başka bir millete ve askerine nasip olmamıştır.Olmayacaktır da. NAPOLYON BONAPART: “Bana Türklerden kurulu bir ordu verin  dünyayı rehin alayım” sözünü boşuna söylememiştir. 
                        Bu gün sizlere anlatacağım yakın tarihin en çarpıcı hikayelerinden biridir IĞDIRLI HASAN ONBAŞI’NIN HİKAYESİ.Hikayeyi ilk anlatan İlhan BARDAKÇI’dır.
                        Tarihler 21 Mayıs 1972’yi göstermektedir.İlhan Bardakçı o zamanlar genç bir gazetecidir.Türkiye’den bazı siyasiler ve iş adamları İsrail’e resmi ziyarette bulunurlar.Gelişmeleri izlemek için   gazeteci olarak orada bulunur. Gerisini İlhan BARDAKÇI’nın kaleminden aktaralım: Bir sıcak mayıs akşamıydı. Her ziyarette olduğu gibi sıradan bir işti anlayacağınız.
                    Ziyaretin dördüncü günü bize tarihi ve turistik yerleri gezdirmeye başladılar, kafile olarak Mescid-i Aksa’ya vardık. Heyecanlanmıştım asırlık merdivenlerden yukarı çıkarken. Üstteki avluya ‘on iki bin şamdanlı avlu’ diyorlar. Yavuz Sultan Selim Han, Kudüs’e gelince bu avluda on iki bin şamdan mum yaktırmış. Koca Osmanlı ordusu yatsı namazını o mumların ışığında kılmış, adı oradan geliyor.
                   Avlunun kenarında biri dikkatimi çekti. Doksan yaşlarında bir adam…Üzerinde kendinden daha yaşlı bir asker üniforması; her yanı yama içinde, hatta bazı yamaların bile tekrar yamanmış olduğu bir elbise... Asırlık ağaçların gövdesindeki halkalar misali yamaları yaşını göstermeye çalışıyordu sanki. Orada ayakta bekliyordu, sırtına zorla yapıştırılmış gibi duran hafif kamburu da olmasa dimdik duracaktı. İki metreye yakın boyu ile yaşlıydı ama bir o kadar da vakur. Şaşırmıştım. ‘Acaba bu adam bu sıcakta güneş altında neden dikilip duruyor’ dedim içimden. Bizi gezdiren rehbere sordum; ‘Ben kendimi bildim bileli her gün buraya gelir. Akşama kadar bekler. Ne kimseyi dinler, ne de kimseyle konuşur. Sadece bekler, delinin teki herhalde.’ dedi. Bu yaşta bu sıcakta sebepsiz beklemeyeceğini biliyordum. Bembeyaz sakalının hafif titremesi rüzgardan mıydı, senelerin bedene yüklediği ağır yükten mi bilemedim. Kafasında eski bir kalpak, sanki kanatlanıp gidecek bir kumru misali bekliyordu.
             Konuşmakla konuşmamak arasında kararsız kaldım. Yanına yaklaştığımı fark etti, ama kımıldamadı. ‘Selamün aleyküm baba.’ dedim. Başını biraz bana doğru çevirdi, durakladı ve çatallanmış titrek bir sesle “Aleyküm selam oğul.” dedi. ‘ Anadolu Türkçesi ile.Hayırdır baba sen kimsin, burada ne yapıyorsun?’ dedim. “Ben...” dedi titreyen bir sesle. “Ben, Osmanlı Ordusu, Yirminci Kolordu, Otuz Altıncı Tabur, Sekizinci Bölük, On Birinci Ağır Makineli Tüfek Takımı Komutanı ONBAŞI HASAN’IM.” Sesinde titreme kalmamıştı. Genç bir askerin tekmil vermesi gibi tekrarladı: “BEN IĞDIRLI ONBAŞI HASAN’IM. Bizim bölük Cihan Harbi’nde Kanal Cephesi’nden İngiliz’e saldırdı. Cânım ordu Kanal’da yenildi. Artık geri çekilmek elzem idi. Ecdat yadigârı topraklar bir bir elden gidiyordu. İngiliz, sonra Kudüs’e dayandı, şehri işgal etti. Biz de Kudüs’te artçı bölük olarak bırakıldık.” dedi.
             Osmanlılar, İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde mübarek belde yağmalanmasın diye oraya bir artçı bölük bırakır. Eskiden bir kenti ele geçiren devlet, asayiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmazmış. Zaten İngilizler de Kudüs’ü işgal ettikleri zaman halk çok tepki göstermesin diye küçük bir Osmanlı birliğinin şehirde kalmasını istemişler.

Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku